Sayfalar

17 Şubat 2014 Pazartesi

Sarımsaklı Patates Püresi

Et yemekleriyle patatesin iyi gittiği bir gerçek, bunu bir çok defa söyledim. Bugün de yine bir patates çeşitlemesini normalden biraz farklı bir şekilde yaptım, o kadar lezzetli oldu ki şaşırırsınız...

Patates püresini sevmem diyeni henüz görmedim. Ama bizde genelde pek bir atraksiyon olmaz püre diyince. İyice haşlanmış patates, tuz, yağ, süt vs. Bence o kadar da iddialı sayılmaz, biraz farklı bir lezzet olmalı... Gelin biraz standart dışına çıkalım.

Önce malzemeleri sayalım... 2-3 kişilik diyebilirsiniz...

-600 gram taze patates (eğer varsa en küçük olanları seçin)
-30 gr tereyağı (bir ince paketin 4'te biri, daha yağlı da yapabilirsiniz lezzet açısından ama bu kadar da yeterli oluyor, aman margarin falan kullanmayın ama...)
-40-50 gr dil peyniri
-bir adet iri diş sarımsak
-deniz tuzu ve taze çekilmiş karabiber

Önce elbette patatesleri haşlıyorum. Patatesler küçük olduğu zaman 15 dk yeterli olacaktır. Sonra eziciyle bir güzel eziyorum. Ben püre yaparken genelde patates biraz tane tane kalsın istiyorum,  o yüzden kesinlikle blender kullanmıyorum, patates ezici yoksa çatal da gayet güzel iş görüyor. Patatesler ezilince, içine tereyağını, küçük doğranmış sarmısakları ve ince ince didiklediğim dil peynirini ekliyorum. Bu sırada eğer haşlamayı yeni bitirdiysem zaten patateslerin sıcaklığı peyniri ve tereyağını eritmek için yeterli oluyor. Eğer gerekiyorsa, altını çok hafif açarak biraz su veya süt ekleyerek biraz ısıtabilirsiniz. Peynirin erimesi ama tencerenin dibine yapışıp yanmaması işin kritik noktası... Gerisi zaten çok çok kolay.

Çatalla iyice karıştırıp arada ağız tadıma göre tuz ve karabiber ekliyorum... 

Peki, bunu biraz daha farklılaştırmak istersek neler yapabiliriz? Hemen bir iki ipucu daha... Evde bunlar yoktu ben yaptığımda. Örneğin patates püresi içine az bir miktar (1 çay kaşığı kadar mesela) muskat cevizi rendeliyorum elimde varsa. Bunun haricinde en son pürenin altını kapattıktan sonra ekleyeceğiniz fazla incelmeden kıyılmış taze fesleğen yapraklarını da mutlaka deneyin derim. Özellikle patates püresi ve fesleğen bir arada enfes bir lezzet sunuyor. 

Alttaki fotoğrafta pişirdiğim kuzu pirzolaların normalden pek bir farkı yok, döküm ızgara tavamda sadece tuz ve karabiber ile pişirdim... Biraz daha farklı bir pirzola sunumu üzerinde yakında bir çalışmam olacak, o zamana kadar bu tarifiyle idare edebilirsiniz :)




Afiyet olsun :)

14 Ocak 2014 Salı

Fırında tavuk kanat

Sizi bilmem ama benim tavuk kanadına deli olduğum bir gerçek... Bu iş bibuçuk yüzünden oldu, o kadar güzel yapıyorlar ki, müptela olmamak zor... Evde mangalla pişirmek mümkün olmadığı için aynı lezzeti tutturmak kolay değil açıkçası ama, güzel bir tavuk kanadı yapmayı da bir süredir deniyordum, bu sefer fena olmadı sanırım... Bir not, elbette döküm ızgara tavasında yapmak her zaman için bir olasılık, ancak bu tür yağlı etlerde çok ciddi bir dumanaltı problemi yaşanıyor döküm tavada, o yüzden fırında yapmak en iyi çözüm. Amerikalılar kanatları derin yağda kızartır, eyvallah o da lezzetli ama kızartma tercih edeceğim bir pişirme tarzı değil. Fırında güzel oluyor merak etmeyin... E haydi başlayalım o zaman...

Önce, her zaman olduğu üzere malzemeler gelsin;

-1 kg tavuk kanadı
-1 dolu tatlı kaşığı acı biber salçası
-3 dolu tatlı kaşığı domates salçası
-1 tatlı kaşığı curry
-1 tatlı kaşığı kekik
-2 tatlı kaşığı smoked paprika (ona ayrıca değineceğim)
-isteğe göre kırmızı biber, karabiber, tuz
-2 yemek kaşığı zeytinyağı
-az bir miktar (yarım çay bardağı) su

Öncelikle smoked paprika konusuna biraz değinelim. Bizim memlekette pek bildiğimiz bir baharat değil bu arkadaş, genellikle baharatçılarda da bulmak pek olası değil. Toz biber görünümlü bu arkadaşlar fümelenerek kurutulmuş özel bir biberin toz haline gelene kadar öğütülmesiyle yapılıyor. Yemeklere nefis bir füme, is tadı katıyor. Adeta mangalda pişmiş gibi bir lezzet veriyor. Dediğim gibi çok kolay bulunan bir baharat değil, o yüzden fiyatı da bir hayli yüksek (100 gramlık kutusu 18 TL İstinye Park'ta örneğin). Ama ben müptelası oldum şimdiden, onu söylemeliyim...

Tarifimize gelecek olursak, ilk olarak kanatların haricindeki tüm malzemeyi büyükçe bir kasede iyice karıştırıyorum, çatal veya çırpıcı kullanabilirsiniz. İyice homojen bir hale geldiğinde, kanatları tek tek bu karışıma buluyorum ve fırının ızgara teline diziyorum. Kanatların hepsi dizildiğinde altında mutlaka bir fırın kağıdı yerleştirdiğim tepsi olacak şekilde ızgara telini önceden 200 dereceye ısıttığım fırınıma yerleştiriyorum. Bu şekilde yaklaşık yarım saat kadar durması gerekiyor fırında. Bir kontrol etmekte fayda var, derisi çok yumuşak kalırsa performansı düşer... Onun için mümkün olduğunca çıtır çıtır olduğuna emin olun derim. Eğer ızgara telinde pişirmek uymaz derseniz, derili kısımları alta gelecek şekilde dizip 15 dakika, sonra ters yüz edip bir 20 dakika daha pişirirseniz o şekilde de güzel olacaktır, ama bu durumda kanatların derisindeki yağ tepside kaldığı için istediğiniz kadar çıtır çıtır olmuyor, o da tecrübeyle sabit.

Görüntü bu... Harika oldu, deneyip yorumlarınızı yazarsanız da sevinirim...





Afiyet olsun :)

13 Ocak 2014 Pazartesi

Kereviz ve acılı tavuk

Bu aralar biraz daha fazla yazmaya karar verdim, uygulamaya alıyorum. 

Bugün size biraz farklı bir sebzeli tavuk tarifi vereceğim. Ben yaptığımda çok lezzetli oldu, sizlerin de hoşuna gider denerseniz. 

Önce malzemeler (2-3 kişi için):

-500-600 gram tavuk göğüs eti
-Bir paket kereviz sapı
-Bir adet taze chilli biberi (büyük süpermarketlerde bulabilirsiniz, acı istemiyorsanız bunu koymayın)
-3 diş sarmısak
-3-4 dal taze biberiye (kuru kullanacaksanız bir tatlı kaşığı olur)
-1-2 yemek kaşığı worchestershire sosu
-1-2 yemek kaşığı balzamik sirke
-Zeytinyağı, tuz, karabiber

Öncelikle, eğer kuşbaşı şeklinde almadıysam, tavukları küp küp doğrayarak işe başlıyorum. Daha sonra kereviz saplarını yaklaşık birer parmak kalınlığında dilimliyorum, chilli biberini ve sarmısakları da ince ince doğruyorum.

Bir wok'u ısıtıp içine ince bir katman olacak kadar zeytinyağı ekliyorum. Üzerine tavuklarımı atıp yüksek ateşte güzelce pişiriyorum. Bir iki dakika sonra da kereviz sapları ve chilli biberlerini ekliyorum. 3-4 dakika sık sık karıştırarak pişirdikten sonra sarmısak, ağız tadıma göre tuz (her zaman olduğu gibi deniz tuzu tavsiyemi tekrarlayayım) ve taze çekilmiş karabiber ve ayıkladığım taze biberiye yapraklarını ekliyorum. Bunlardan sonra ise hafif bir ekşilik katmak için worchestershire sosu (soya sosu da olabilir isterseniz ama bu daha lezzetlidir) ve balzamik sirke ekliyorum. 

Eklediğim soslar iyice buharlaştığı zaman bir iki dakika daha tavukların üzerleri biraz daha kızaracak kadar pişirmeye devam ediyorum, ve işlem tamam...

Chilli biberini eğer acı yemek seviyorsanız mutlaka denemenizi öneririm. Çok farklı ve keyifli bir lezzet veriyor koyduğunuz yemeklere. Eğer çok acı geliyorsa, biberi ortadan boylamasına ikiye dikkatlice kesip çekirdeklerini ve tüm o beyaz iç kısımlarını çıkarabilirsiniz. Bu arada chilli biberiyle uğraştıysanız, kesinlikle ilk iş olarak ellerinizi bol sabunla yıkayın ve yüzünüze, özellikle de gözünüze kesinlikle daha önce dokunmayın, çok ilginç yanma hisleri yaşayabilirsiniz, tecrübeyle sabittir :)

Yemeğin görüntüsü işte böyle, tadı alışılmış bir tavuk gibi olmadı kereviz sapı ve chilli sayesinde, denemenizi öneririm. Tabaktaki brokoliler ise hemen aşağıdaki tariften...







Afiyet olsun :)

8 Ocak 2014 Çarşamba

Buharda pişmiş brokoli





Uzun bir aradan sonra, yine seneyi devirdikten sonra bir tarifle geri dönmeye karar verdim. Bu sene daha yeni içerikler ve daha güzel tariflerle dolu bir içerik hazırlamak istiyorum, umarım başarılı olurum.

Sebze yemekleri genellikle benim blogumda biraz az sayıda kaldı, biraz bu konuya eğilmek gerek diye düşündüm. Bu sıralar biraz daha yoğun olarak karşınıza sebze türleriyle çıkmaya çalışacağım. 

Buharda pişmiş brokoliyle başlıyorum ilk olarak. Hatta abarttım durumu, yaseminli yeşil çay buharında pişirdim. Vaaay kulağa çok sofistike ve zor mu geliyor yoksa? 10 dakikada hazır olacak desem denemek ister misiniz?

Öncelikle, bu yemeği yapabilmek için bir buharda pişirme yöntemi gerek. Çeşitli mutfak malzemesi satan mağazalarda aparatlar var, ben İkea'dan bir tane almıştım. Şöyle bir alet:
STABIL buharda pişirici

Kullanılışı çok basit. Buharda pişirme aparatınızın üzerine pişirmek istediğiniz malzemeyi koyduğunuzda suyun deliklerden içeri girip malzemeye değmemesi gerekiyor... Ona göre, bir tencereye biraz su koyup kaynatıyorum, su kaynadıktan sonra ise içine bir miktar yaseminli yeşil çay yaprağı ekleyip bir beş dakika kadar üstü kapalı olarak demlenmeye bırakıyorum. Suyun rengi koyulaştığında brokolileri buharda pişirme aletinin üzerinde içeri bırakıyorum ve en fazla 10 dakika (ne kadar pişmiş olmasını istediğinize göre değişir bu süre, ben 6-7 dakikayı yeterli buluyorum) sonra altını kapatıp sebzeleri çıkarıyorum.

Bu kadar kısa sürede, yaseminli yeşil çayın da lezzeti hafif bir şekilde brokoliye siniyor ve çok lezzetli bir sebze yemeği sizler için hazır oluyor :) Bu kadar basit, bu kadar hızlı ve bu kadar sağlıklı bir yemek işte...





Fotoğrafta yer alan tavuk tarifi de çok yakında burada... 

Biraz tuz ve karabiber serptiniz mi işlem tamam, bonus olarak isteyenler az bir miktar balzamik sirke de deneyebilir... Afiyet olsun!!!

28 Ekim 2013 Pazartesi

Pazı Yatağında Bonfile

Benim iflah olmaz bir etsever olduğum tariflerden de malumunuz sanırım... Bugün de yine bir bonfile çeşitlemesiyle karşınıza geliyorum.

Hep söylerim, etlerin en güzeli bence bonfile. Yağsız ve yumuşacık bu et en güzel de az piştiğinde oluyor.

Önce malzemeler (2 kişilik):

-1 demet pazı
-1 orta boy kuru soğan
-4 dilim bonfile (kalın dilimler olsun)
-tuz
-taze çekilmiş karabiber
-2 yemek kaşığı zeytinyağı

Hazırlaması çok kolay, önce pazıyı anlatayım. Pazıları iyice yıkayıp temizliyorum. Saplarının kalın olduğu yerler biraz geç pişeceği için ve biraz da acelem olduğu için bu tarifi yaparken onları kullanmadım. Zaten pazı yaprakları da çok hızlı pişer, onların diriliğini kaybetmesini istemedim. Soğanı küçük küpler halinde kestim, zeytinyağı ile bir teflon tavada iyice karamelize olana kadar kavurdum. Sonrasında tuz ve karabiber ekleyip fazla ufaltmadan doğradığım pazı yapraklarını ekleyip 2-3 dakika kadar daha çevirdim. Pazı çok hızlı pişiyor, o yüzden ateşte fazla tutup diriliğini kaybetmemesi gerek. Eğer isterseniz buraya bir kaç kaşık taze krema da ekleyebilirsiniz, ben ağır olmaması için eklemedim. Krema da eklerseniz biraz muskat cevizi de rendelemek yakışacaktır.

Etleri ise her zamanki gibi pişirmeden yarım saat önce buzdolabından çıkardım ve oda sıcaklığına yaklaşmalarını sağladım. Bu önemli, çünkü soğuk eti sıcak tavaya direkt koyarsanız etin yumuşaklığını kaybetmesine sebep olur bu durum. Pişirme öncesinde etleri her zamanki gibi çok az zeytinyağı, deniz tuzu ve taze çekilmiş karabiberle tatlandırıyorum. İyice ısınmış döküm ızgara tavama etleri birbirine değmeyecek şekilde yerleştiriyorum. 2 yüzlerini de 3'er dakika kadar pişirip, yanlarını da hızlıca bir maşayla tavaya bastırıyorum. Sonuç işte bu :)





Afiyet olsun hepinize...

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Biberiyeli Patates

Daha önce de dedim, patates gerçekten süper bir malzeme, hem çok ucuz, hem her yerde bulunabiliyor, hem de çok kolay tariflerle çok güzel sonuçlar veriyor.

Bu çok basit tarifim de patatesle etlerin yanına eşlik edecek güzel bir lezzet.

Malzemeler:

-Kişi başı 2 adet orta boy taze patates
-bir kaç dal taze biberiye
-2-3 çorba kaşığı zeytinyağı
-tuz, taze karabiber

Öncelikle, patateslerimi çok iyi temizleyip, kabuklarını soymadan yaklaşık 10 dakika kadar haşlıyorum. Sonrasında patatesleri ortadan enine ikiye kesip, bir tavada kızdırdığım zeytinyağının içerisine kabukları dışarı bakacak şekilde yerleştiriyorum.


Ara sıra çevirerek, kabuk kısımlarının da kızarmasını sağlıyorum. Son aşamada tuz, karabiber ve biberiye yaprakları serpip, biberiyeler yanmadan hızlıca tabağa alıyorum. Bu kadar basit...


Afiyet olsun!!!

Kremalı Mantar Soslu Antrikot

Mantarı sever misiniz? Pek çok kişi için cevap evettir diye tahmin ediyorum. Yavaş yavaş farklı türlerinden de örnekleri tezgahlarda görmeye başladığımız mantar, bir kaç farklı tarifle çok güzel sonuçlar verebiliyor. Bunlardan birisi, oldukça lezzetli birisi, bugünkü tarifimizin konusunu oluşturuyor.


Bu pazar akşam yemeğine özel bir konuğum vardı, o yüzden günler öncesinden yemek tarifleri kurcalamaya, Gordon Ramsey ve Jamie Oliver izlemeye başladım. Bu tarifte de, aslında biraz onların yaptıklarını baz alarak kendim doğaçlama yapmaya çalıştım. Sonuçları da oldukça iyi oldu, sadece biraz kendime göre fazla pişmiş buldum etleri, o yüzden pişirme süresini kısaltacağım bir daha yaptığımda...

Malzemeler (2 kişiliktir):

-2 dilim dana antrikot
-8 adet arpacık soğanı (ya da 1 adet orta boy soğan, ama bulabilirseniz arpacık soğanı çok güzel sonuç veriyor inceliğiyle)
-2 diş sarmısak
-2 çorba kaşığı krema
-1 çay bardağı kadar beyaz şarap
-2 çorba kaşığı kadar zeytinyağı
-tuz, taze çekilmiş karabiber

Öncelikle malzemeleri hazırlıyorum. Etleri buzdolabından çıkarıp mümkün olduğunca oda sıcaklığına getirene kadar bekliyorum. Sonra iki yüzlerine de tuz ve karabiber serpiyorum. Arpacık soğanlarını 2'ye bölüp incecik dilimliyorum, mantarları ince ince dilimliyorum. Sarmısakları da yine ince ince kıyıyorum.

Pişirmeye ilk olarak etlerle başlıyorum. İyice ısınmış teflon bir tavada her iki yüzlerini 2-3 dakika kadar pişiriyorum ve etleri bir tabakta beklemeye alıyorum. Sonra, aynı tavada hiç bir temizlik yapmadan, altını biraz kısıp zeytinyağını ve soğanları atıyorum. Bu sırada da tavanın dibinde etten kalmış olan kalıntıları bir spatulayla bir güzel kazıyarak soğanları daha lezzetli hale getiriyorum.

Soğanları 2 dakika kadar çevirdikten sonra sarmısak ve mantarları ekliyorum, sık sık karıştırarak pişiriyorum. Mantarlar suyunu bırakırken şarabı ekliyorum. Burada bir not, sosun tadının bozulmasını engellemek için çok düşük kalite bir şarap kesinlikle kullanmayın. Lezzetli bir şarap olması sosu çok daha lezzetli hale getiriyor. Şarap biraz çektikten sonra, 2 kaşık krema, tuz ve karabiberi ekleyip iyice karıştırıyorum. Hatta bakın şimdi aklıma geldi, biraz muskat rendesi de bu aşamada çok güzel bir lezzet katabilir, benden söylemesi :)

Krema da iyice karışıp sos kıvam aldığında, beklemeye aldığım etleri de tekrar tavaya alarak sosun içine adeta gömüyorum. Bir iki dakika da bu şekilde pişirdikten sonra işlem tamam :)




İşte görüntü bu, gerçekten çok ama çok lezzetli oldu. Yanına yaptığım patatesler de çok kolay, onların tarifi de çok yakında gelecek, ama genellikle böyle kremalı ağır bir yemekle fazla yağlı olmayan, hafif bir ek lezzet kullanmakta fayda olacağını düşünüyorum. Izgara sebze gibi bir şeyler de düşünülebilir.




Afiyet olsun!!!!!

28 Temmuz 2013 Pazar

Milföy börek

Milföy börek? Hele evde biraz peynir sucuk vs. varsa ne kadar hızlı ve kolay biliyor musunuz? 

Bunu ilk denememden bu yana oldukça uzun zaman geçti... Sonra bir defa daha yaptım... O da oldukça uzun zaman önce aslında... Ama çok çabuk hazırlayabileceğiniz nefis bir tarif işte... Özellikle de evde bir şarap peynir gecesinden kalma malzemeleriniz varsa...

Önce malzemeler... Her zaman olduğu gibi...

-İstediğiniz kadar milföy hamuru
-Sevdiğiniz peynir çeşitlerinden bir karışım
-Bir kaç dilim, tercihan küp doğranmış sucuk
-1 yumurta
-tuz, karabiber...

Öncelikle milföy hamuru çözülmeli, onları buzluktan çıkarıyorum ve yumuşamalarını bekliyorum. Hamurlar yumuşadığında üzerine biraz un serptiğim bir yüzeyde merdaneyle açıyorum. Hamurların yarısını taban olacak şekilde yağlı kağıt serdiğim bir fırın tepsisine yerleştirip gerekiyorsa birleştiriyorum. Sonra bu katmanın ortasına keyfime göre hazırladığım içi yerleştiriyorum. 

Üstüne yine unlu tezgahta tabanla aynı boyuta açtığım milföy hamurlarını yerleştirip, kenarlarını güzelce katlayarak birleştiriyorum ki, peynir eriyince akmasın. Üst katmanın üzerine çırptığım ve karabiberle tatlandırdığım bir yumurtayı iyice sürüyorum. Sonrasında da, eğer istersem bir bıçakla hamur üzerine desenler çiziyorum.

200 dereceye ısıtılmış fırında üstü iyice kızarana kadar pişiriyorum... Budur... Denemenizi tavsiye ediyorum, çok ama çok lezzetli oluyor...





Afiyet olsun!!!




Pesto Soslu Tavuk Izgara

Evet, bu ara biraz daha fazla yazmaya başlıyorum, umarım bunu biraz daha sürdürebilirim.

Pesto sosu, yiyen çoğu kişinin çok sevdiği, ama genellikle çok karışık ve zor olduğu düşünülebilecek bir sos. Çünkü çok lezzetli ve zengin bir sos. Yani en azından bir bakana kadar ben de öyle sanıyordum. Lakin o kadar zor da değilmiş. Bunu da sağolsun cafe fernando (ki kendisi benim bu blogu kurmama sebep olmuş olan sitedir, biraz daha kolay ve kısa sürede yapılan tarifler ile bu işe girişmek istedim ben de) burada nefis bir şekilde anlatmış. Bu tarifi ihtiyacınıza göre ölçeklendirerek pesto sosunu hazırlamanız mümkün. 

Kısaca kendi hazırladığım sos için ne kadar malzeme kullandım:

- 3 demet fesleğen
- 200 gr parmesan
- 6 diş sarmısak
- 1 büyük bardak zeytinyağı
- 70 gr çam fıstığı
- 70 gr ceviz
- az biraz da tuz

Ceviz ve çam fıstıklarını yağsız olarak biraz kavurduktan ve soğumaları için bekledikten sonra, bir mutfak robotu veya blender ile hepsini güzelce karıştırdım, nefis bir sos oldu... Fazla fazla da olduğu için yarısından fazlasını dondurup buzlukta bekletiyorum...




Peki tavuk ızgara? O da çok kolay... İki yolu var bunun... Ya ince filetolardan alıp tavada 5 dakikada hazır edeceksiniz, ya da daha kalın parçalardan kullanacaksanız fırında pişireceksiniz.

Ben dün ince filetoyla yaptım, etlerin iki tarafına tuz ve karabiber serptim ve iyice ısıttığım teflon tavada iki yanı renk alana kadar pişirdim. Çok çabuk hazır oldu. 

Üstüne de bol bol pesto sosundan sürdüm. Bu kadar da basit işte... Sos hazır olduktan sonra da zaten bütün iş 5 dakika, daha fazla değil. Tabakta tavukların yanında da bir önceki tarifimde yer alan sebzeli makarnayı kullandım.

Gayet basit, hafif ve lezzetli oldu. Herkese afiyet olsun :)


23 Temmuz 2013 Salı

Parmesanlı Sebzeli Makarna

Yahu hiç demiyorsunuz ki, Evren bu kadar zamandır hiç tarif yazmadın, bu ne laubalilik, ne lakayıtlık? Doğru valla, nefis yemekler yapıyorum ama bir türlü tarifleriyle fotoğraflarıyla uğraşamadım son dönemde. Haklısınız...

Biraz tekrardan hareketlenmek lazım gerçekten...

Makarna konusunda herkes kadar ben de sevgi dolu bir insanım. Aslında favori makarnalarım genellikle kıymalı soslarla yapılanlar, ama ara sıra sağlıklı bir şeyler olsun diye bu sebzeli tarifi de yapabiliyorum. Bakalım neler anlatabileceğim sizlere...

Önce malzemeler:

-Sevdiğiniz bir paket makarna
-1 adet patlıcan
-1 adet kabak
-1-2 adet kırmızı biber
-3 adet domates rendesi
-4-5 diş sarmısak
-200 gr mantar
-taze çekilmiş deniz tuzu
-taze çekilmiş kara biber
-bol taze rendelenmiş parmesan 
-bir avuç dolusu fesleğen yaprağı

Aslında her zaman olduğu gibi kolay ve en fazla 30 dakikada sofraya gelecek bir tarif, ama lezzeti muhteşem...

Öncelikle, bir tencerede 4-5 litre suyu kaynatmaya başlıyorum. Makarna yaparken lezzetli olması için çok basit bir ipucu var, makarnayı bol su ve bol tuzla haşlamak. Bol tuz derken, rahatlıkla 1 çorba kaşığı, hatta 2 bile olur, makarna zaten suyun içindeki tuzu çok az çekecektir. O yüzden elinizi korkak alıştırmayın. Suyun içine makarna yapışmasın diye zeytinyağı da eklemek gereksiz bu arada, onu da hemen söyleyeyim, bol su içinde haşladığınız makarna zaten yapışmaz. Bir diğer püf noktası da, makarnanın suyu iyice fokurdayana kadar içine makarnaları atmayın. Bir öneri de, ben genellikle makarnaları paket üzerinde yazan süreden 1 dakika daha az pişiriyorum, böylece al dente dediğimiz, daha dişe gelen bir kıvamda oluyorlar. Bunu da deneyin derim.

Sebzeleri hazırlamak biraz zaman alıyor sadece, patlıcanı alacalı şekilde, kabağı tamamen soyuyorum. Her ikisini de benzer boyutlarda (örneğin uzunlamasına 4'e kestikten sonra, 1'er cm civarı kalınlıkta kesebilirsiniz) doğruyorum. Biber ve mantarları da boyutlarına göre bu arkadaşlara uyum sağlayacak şekilde doğruyorum. Sonra, 3 adet domatesi rendeliyorum.

Makarna suyunun altını yaktıktan sonra, sebze sosunu pişirmeye başlıyorum. Bir wok içerisinde iyice kızdırılmış zeytinyağına, biber, kabak ve patlıcanları atıp çevirmeye başlıyorum. Zeytinyağı 1-2 çorba kaşığı kadar yeterli olacaktır, fazlasına gerek yok. Onlar biraz terleyip renk almaya başladığında mantarları ekleyip biraz da onları çeviriyorum, 2-3 dakika yeterli. Sonrasında ise domates rendesi ekliyorum. Bir süre daha çevirip, kaynamaya başlamalarını bekliyorum, kaynamaya başladıktan sonra, ara sıra karıştırarak sosun daha koyu bir kıvam almasını bekliyorum.

Sos koyulaşmaya başlarken, kabukları soyulmuş sarmısaklarımı içine rendeliyorum. Ben sarmısak tadını yoğun sevdiğim için daha geç ekliyorum, daha az baskın olsun isterseniz domateslerle birlikte de ekleyebilirsiniz. Sonra keyfinize göre sosa tuz, karabiber, biraz da kırmızı biber ekleyebilirsiniz, ağız tadınıza göre ayarlayın.

En son, makarnanın suyunu süzdükten sonra (sudan bir bardak kadar ayırıyorum), makarnaları wok'un içine aktarıp, orada az önce ayırdığım makarna suyunu da ekleyip iyice sosla birleştiriyorum. Aynı anda fazla küçültmeden doğradığım fesleğen yapraklarını da işin içine sokuyorum. 

Makarna sosla iyice birleştikten sonra servis tabaklarına hızlıca alıp, üstüne bol taze rendelenmiş parmesan ile servis yapıyorum (hazır toz gibi olan rendelenmiş parmesanlardan almayın, parça alıp rendelemek çok daha lezzetli bir makarna olmasını sağlıyor, hem de fiyat olarak daha mantıklı!). Anlatması uzun ve zormuş gibi görünebilir ama gerçekten çok kolay ve nefis bir tarif. Mutlaka deneyin derim... Hatta öyle nefis ki, ilk defa olarak fotoğrafını ancak ikinci tabağı koyduğumda çekebildim, tabaktaki kalıntılar o yüzden, kusura bakmayın :)




Afiyet olsun!!!!